November 2009
13 posts
murathan mungan okurken ezkaza
yeni türkü dinlersem yüzüme sinsi bir gülücük oturuyor. yan masadaki aşıkların flörtünü, komşunun kavgasını dinlemiş, sevişen bir çifti yatakta basmış hissediyorum.
If fate doesn’t make you laugh, you just don’t get the joke
– Gregory David Roberts
sonunu göremediğin film sayısı kadar mutlusundur
– eski ve iyi bir dostun sarhoş bir masada söylediği cümle.
bugünün işini yarına bırak bugün yanına kar kalsın.
– kendim söyledim kendim beğendim.
Güzel, çirkin
uzun, kısa, yakışıklı, kambur, götü yere yakın, leylek bacaklı, zengin, fakir, iyi, kötü, gözlüklü, ceylan gözlü, sinsi, iyi kalpli, yalancı, riyakar, dürüst, manik, depresif, kadın, erkek, gay, lezbiyen… herkesin anlatacak berbat bir aşk hikayesi var.
sinek küçük evet
ama ne demiş atalarımız? mide bulandırır. he işte bazı imla hataları bana sinek görmüş hissi uyandırıyor. en iyi dostundan kazık yemiş gibi oluyorum. ki bazen en iyi dostlar da sineklere dönüşebiliyor malumunuz.
sevgili evren,
Biliyorum beni çok seversin, gönderdiğin mesajları anında görür, bahsi yükseltirim, didişir dururuz. Ancak bu aralar bana bir işaret gönder dediğim her seferinde abuk sabuk şeyler yapıyorsun. Rica ediyorum bir şey diyeceksen yüzüme söyle. Artık imalardan hoşlanmıyorum.
çocukken
belimizdeki hulahop yere düştüğünde umutsuzluğa kapılmak yerine yerden kaldırır ve devam ederdik, seksekte çizgiye basmak sorun değildi büyüdüğümüzde çizgilere basmadan yürümeye çalışmak gibi, kumdan kaleleri dalgalar alıp götürdüğünde hevesle yeniden başlardık yapmaya dünyamız yıkılmış gibi davranmak yerine.
gülmeliyiz bence
çünkü hayat çok komik.
Anlamıyorum seni” diyen birine kendimi anlatmak
üzere uzattığım kitap...
– Ahmet Güntan/Ormanların Gümbürtüsü’nden.
'an'
şimdi hani hayat anların bir çeşit sıralaması gibi düşünürüz ya. aslında her şey tek bir an için. çok yaşamış, çok görmüş, çok çalışmış, çok sevmiş olsan da o anı kaçırırsan hayatın kendisi kaçıyor. gökkuşağı mesela. ya da yıldız kayması. ya da göz göze geldiğin tek bir an biriyle.
sanki
gecenin bir yarısı, hiç sigaram yok dediğin anda, masadaki kitabın altında, çantanın gözünde, çekmecenin içinde tek bir sigara bulmuş gibi. Metroya binecekken bozuk paran yok bilirken, cüzdanından jeton çıkması gibi, radyoyu açar açmaz dinlemek istediğin şarkıya rastlamak gibi, aynı şarkıya gittiğin bir barda denk gelmek gibi, takside unuttuğun cüzdanın sana ilahi bir yoldan geri dönmüş gibi, ne...