kartvizit ya da cep telefonu
Insan bazı şeyleri hep konuştuğu insan gittiğinde biriyle konuşur mu? Başkasını mı seçer yoksa konuşmamayı mı? Kendini anladığından adı gibi emin olduğu insan yok olsa ne yaparsın ki? Ne anlatırsın, peki ya ben kime ne anlatıyorum? Sığ sığ yüzüyorum. Derinlere girmemeye çalışıyorum kimseyle. Baktım derinleşiyor, hop diye kaçıyorum. Küçük bir balık gibi. Sanki kimse bunu hak etmiyor gibi geliyor. Sanki bütün bunları bir çırpıda anlatabilemek için seni bekliyorum gibi. Biriktiriyorum içimde. Biriktirdikçe daha da sıkışıyorum. Çünkü hala beni kimsenin senden daha iyi anlayabileceğine inanmıyorum.
Aslında ne düşünüyorum biliyor musun? Benim bu şekilde içimden bir sürü şey taşarken ve ben bunları sana gelip anlatamıyorken bugüne dek bütün paylaştıklarımızın ne anlamı kalıyor? Bu çok bencilce değil mi? sanki ben senin hayatındaki misyonumu tamamlayıp hayatından çıkmışım gibi. Öyle mi gerçekten? Belki de öyle. Sorun şu ki, sen hikayelerini anlatacak başka birini buldun. Ama ben, cebimde kelimelerim, öylece kalakaldım. Sen yoksun. Kimse yok. Çünkü bana artık ihtiyacın yok. O yüzden aslında zaman zaman birbirimizde telefonlarımızın ne aradığını düşünüyorum. Kartvizit gibi yani artık telefon numaralarımız.
Cep telefonu bir kartvizitlik değildir. Değildir. Belki birileri için öyle olabilir, ama bazı insanların iiilşkisi kartvizit ilişkisine dönüşmüşse, birbirinin hayatından kendini silmenin zamanı gelmiştir. Artık o noktada durmuyorsan bir insanla, ona bir telefon kadar yakın olmanın da bir anlamı yoktur. Bu kadar basit aslında.
Yani buradan başka bir soruna geleceğim. Modern insanın, primitif insanın, her çeşit insanın artık mağdur olduğu bir konuya geleceğim. Birileri hayatına giriyor, ama sevgilin ama flörtün, ama date’in olarak, o insanla bir şekilde bir sürü şey paylaşıyorsun, aynı frekansta konuşuyor, dertleşiyor, hayatının en intimate sırlarını veriyor, onunkilere vakıf oluyorsun. Sonra birbirinizn hayatlarındna o sırlar, dertler, yüklerle çıkıyorsunuz. Sonra bir başkası geliyor ikinizin de hayatlarına. Ve sırf o başkası yüzünden o devamlılıkta bir kırılma noktası oluyor. O sorun ikinizin de hayatında devam ediyor ama “başkası” izin vermiyor. Literally veya mecazi olarak. Birinin hayatında sırf başkası var diye, onunla artık o frekansta konuşmuyorsun. Aslında seni anlayacak tek kişi o belki de. Ama anlatamıyorsun. Çünkü başkası var. anladın mı? Yeniden, yeniden bir başkasına kendini anlatmak zorunda kalıyorsun. Sonra yoruluyorsun, üşeniyorsun ya da. Hikayeler yarım kalıyor. Saçma geldi değil mi? e zaten saçma.