mücverin acıklı öyküsü
Sanki o, ona bakmak için evinde kaldığın arkadaşının kedisiydi de ben de koştur koştur onun için eve giden, yemeğini verip, sevip, oynatıp, sesi gelmediğinde endişelenip, yanına çağırıp, bir daha sevip, sonra da uyumaya gittiğimde benimle yatmasını beklediğim ama bir türlü salondan geri gelmeyen kedi. –yanında uyumaya gittiğin ama o koltukta uyuyakalınca kös kös onun yatağında yalnız başına yatmaya gittiğin an gibi-
uyku tutmaz eğer emanet bir kediye bakıyorsanız. Ya yatağa gelirse, ya ezersem, ya bir yerine bir şey olursa korkusuyla yarım uyursunuz.
Bilmediğiniz şey, emanet kedinin sizle uyumayacağıdır. O, yatak aynı bile olsa gerçek sahibiyle uyur. O yatakta yatanın sahibi olmadığını bilir. Bütün gece bekleseniz de kanepede uyur. Çünkü o, size ait değildir. Başkasınındır ve hep başkasının olacaktır, siz onu eylemek, beslemek, okşamak için ordasınızdır. O kadar. Çocukken size bakan komşu gibi. Sizin en sevdiğiniz yemeği o yapar. Anneniz mücver yapmayı bilmez mesela, sizin mücver sevdiğinizi bile bilmez belki de. Ama merdivende ayak sesi duyduğunuzda, sadece siz mutlu olun diye bakkaldan kabakla yumurta alınıp özenle yapılan mücveri masada o tabakta bırakır, hatta unutur ve annenize koşarsınız. Arkanızda o emek ve kabul eden bakışla. “eh, yarın yer artık” der komşu. Siz el bile sallamadan evinize dönerken. O komşu yaşlıdır, yılar sonra içinizde kalbinizin tam ortasında açılan bir vefa borcu. Belki sizi tanımaz. Siz yemediğiniz mücverlerin, bir kere aramadan geçen yılların vicdan azabı, aldığınız süslü, frambuazlı, kremalı pastayla geçecek sanırsınız. Ama aldığınız pastanın tadı hakkında fikriniz bile olmadan apar topar çıkarsınız evden. Evin o bakımsız, tozlu halini görmek istemezsiniz. Korkarsınız yüzleşmekten, o evi eski haliyle hatırlamak istersiniz. Belki bir daha hiç aramazsınız, bayramda gitmezsiniz.
Sonra bir gün bir ölüm haberi gelir. O azap aniden içinize çöreklenir, ağzınızda mücver tadıyla kalakalırsınız. Üstelik ağlamazsınız da, kalkıp mücver yaparsınız. Tören edasıyla, mutfakta, kabak, yumurta ve siz, yas tutarsınız. Belki o zaman ağlarsınız. O mücvere mutlu sofralar yakışsa da evin nankör çocuğu, her şeyden habersiz kedi, aşk, komşu çocuğu, gözyaşı, hep bir olur, mücver yersiniz. Tek başınıza, mutfakta, camın önünde.