gecenin tam üçü
eve uzak bir yoldan gelmişim, kafamda, bugün gördüğüm bir cümle döndükçe dönüyor. zevki uzatmakla ilgili.
düşünüyorum.
mesela çikolatayı hart diye ısırmamak gibi.
mesela yavaş yürümek, acele etmeden, gideceğin yeri bilirsin ama hani hele yazın ağırlaşır ya yürüyüşün, öyle.
mesela ben yemeğin en sevdiğim kısmını hep sona bırakırım, onun gibi.
mesela dondurma da benim için tadını çıkara çıkara yenmesi gerekenlerden.
işte.
anahtarı bulduk: tadını çıkarmak.
sanırım modern insanın beceremediği bu. buna teknolojinin özellikle neden olduğunun farkındayım. download çocuklarıyız çünkü, yavaş bağlantıya tahammülümüz yok. her şey hemen olsun istememiz, huysuzluğumuz ondan.
nerede olduğunu bile merak edemiyorsun kimsenin, cep telefonu yoksa foursquare hesabı aklında.
yavaş olan hiçbir şeye tahammülümüz yok, en büyük korkum cezvenin unutulması mesela benim. su böreği de unutulabiliecekler listesinde buna göre. :)
o yüzden, güzel pişmiş bir türk kahvesini, elde yapılmış bir su böreğini, yaprak sarmayı, mantıyı ne kadar seviyorsak, onun önümüze gelmesini beklemek de o kadar güzel.
uzun yazı konusuna hiç girmeyim, scroll down, down down, sonunda ne diyormuş? bir oku lan işte di mi?
bağlamdan çıktğımın farkındayım ama,
kıymetini bilmemiz lazım anın. gerçekten. geçiyor çünkü.
buraya kadar geldiyseniz, acıkmanız lazımdı mesela.
-teşekkürler.