ip kavgası
Bir şarkı çalıyor şimdi. “Eğer ipler senin elindeyse, göster bana ne kadar çelimsiz ve sevimsiz olduğumu” diyor.
Biz hep ip kavgasından böyle olduk biliyorsun değil mi? İpleri paylaşamadık biz. Tüm kavgamız ondandı.
Yok sen, hayır ben derken bayan e. çıkageldi. İplerimi alıverdi elimden. İpsiz kalınca sigarayı bırakmış gibi oldum. Elimi nereye koysam olmadı. Tespih çekeyim dedim sonra baktım o kadar delikanlı değilim. Sonra kendi iplerimi buldum. Onlarla oynamaya başladım. Hiçbir oyun bizimkine benzemedi, olmadı işte bir türlü, eğlenemedim.
Birbirini asla tanımayacak adamları birbirine kırdırdım içimde. Bırak birlikte olmayı, aynı marketten alışveriş yapma ihtimalim bile olmayan insanlarla savaştım. Çok yoruldum.
Sonra bayan e. gitti sen geri geldin. Özledim seni dedin. Elinde eski iplerim vardı. Gördüm, eprimişler. Bir kere çeksem kopacaklardı. Ben artık eski ben değildim, yeni iplerimi de denize atmıştım rıhtımdan. Şimdi düşünüyorum. Seni düşünüyorum yani. Geçen bir sürü yılı düşünüyorum. Ben uzun zaman önce kabul ettim senin ‘başka’ olduğunu. Her rakı masasında dört dubleyi geçince bir kadehimi hep senin için kaldırdım. Bir kere olsun aramadım seni. Bütün fotoğraflarımızı ve mektupları sildiğimden, dönüp de pek nostalji yapamadım gerçi ama çok düşündüm.
En iyisi şarkıyı değiştirmek.